Bel fıtığında ameliyatsız tedavi…
September 2nd, 2010CİHAN
CİHAN
Ek iş yapan çalışanlar burada da sendikalı olabilecek. Bu durum sendikalar arasında rekabeti artıracağı gibi üye sayısını da artırma imkanı sağlayacak. Böylece yeni düzenlemeyle çalışanın işverenine karşı hem pazarlık gücü artacak hem de daha fazla hak elde etme fırsatı yakalayacak
ESKİ HALİ
MADDE 51. (Değişik: 3.10.2001-4709/20 md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz. İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir. Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
YENİ HALİ
MADDE 51. (Değişik: 3.10.2001-4709/20 md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir. Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
Anayasa’nın ‘Sendika Kurma Hakkı’nı düzenleyen 51.maddesinde yapılan değişiklikle önceki metinde bulunan çalışanların ‘aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olamaz’ hükmü kaldırıldı.
ÇALIŞANLARIN PAZARLIK GÜCÜ ARTACAK
HAK-İŞ Genel Başkanı Salim USLU:
İşyerinde birden çok sendikaya üye olma hakkı nasıl olacak?
İLO diyor ki iş yerinde yetkili sendikanın dışında; bir iş yeri sendikası, iki meslek sendikası, üç federasyon üyeliği söz konusu. 4857 sayılı iş Kanunu’na baktığımız zaman işçiler, esnek çalışma yoluyla, başka işlerde ve iş yerlerinde part-time çalışabiliyorlar. Diyelim ki gıda iş kolundaki bir sendikalı, part-time başka bir iş kolunda çalışıyorsa ve orada gıda iş kolunda başka bir sendika varsa, her ikisine birden üye olabilir. Burada İLO ve AB yaklaşımlarına aykırı herhangi bir durum söz konusu değil. Bu durum işçilerin faydasına. Oradaki toplu sözleşmeden de yararlanma hakkı doğar. Diyelim ki hemşire, devlet hastanesinde çalıştı. 2 saat de gidip bir özel hastanede çalışacaksa. Oradaki aynı iş kolundaki bir başka sendikaya da rahatlıkla üye olabilecek. Mevcut durumda birden çok sendikaya üye olamıyor.
KEYFi DiSiPLiN CEZALARINA SON
ESKi HALi
MADDE 129. Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yüküm lüdürler. Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuru luşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.
YENi HALi
MADDE 129. Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yüküm lüdürler. Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuru luşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla bel irlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.
BEM-BİR-SEN Genel Başkanı Mürsel TURBAY:
Memurun kaderi amirlerinin iki dudağı arasında olmayacak
Eylül tarihinde halkoylamasına sunulacak olan Anayasa değişiklik paketinde, biz kamu görevlilerini yakından ilgilendiren çok önemli bir gelişmede, Ana-yasa’nın 129. maddesinde yapılacak olan değişikliktir. Bilindiği gibi kamu görevlilerine 657 sayılı Kanun’un 125. maddesi gereği verilen uyarma ve kınama türündeki disiplin cezalarına karşı, kamu çalışanının yargı yoluna başvurması Anayasal olarak söz konusu değildi.
Bu cezalar kamu görevlilerinin sicillerine işlenen ve 5 yıl boyunca da silinmeyen cezalardır. Bu cezalar ise memurun sicil amirleri tarafından verilen cezalardır. Yani kamu çalışanı kendi sicil amirinin vermiş olduğu uyarı ve kınama cezalarına karşı idari yargı yoluna baş-vuramıyordu.
Gerçi 657 sayılı yasa, uyarma ve kınama cezası olan memurun hakkını koruma adına hiç de gerçekçi olmayan bir yolu açık bırakmıştır. Yani memur kendisine ceza veren amirine, cezaya dönük itiraz edebilir. Ancak, kendisinden savunma dahi alınmadan uyarı ya da kınama cezası verilen memur, kendisine bu cezayı veren amirine yapacağı itirazın haklı bulunacağını da beklemesi çok fazla iyimserlik olacaktır.
Sendikamızın pek çok şube ve il başkanı zaman zaman bu tür gerekçe-siz-savunmasız uyarı ve kınama cezalarına muhatap kalmışlardır.Hatta bunlardan bir tanesi, iç hukukta yargı yolları kapalı olduğu için Sendikamız tarafından AİHM’e taşınmıştır.
Şimdi Anayasa değişiklik paketinde yeni yapılacak olan hi düzenleme ile birlikte böylesi hukuka aykırılıklar ve disiplin amirlerinin sübjektif işlemlerinin önüne geçilmiş olacak, kamu çalışanları aldıkları haklı-haksız disiplin cezaları konusunda bağımsız yargıya başvurabileceklerdir. Her kamu çalışanı neredeyse benzer olaylarla meslek yaşamı boyunca karşılaşmıştır. Ben de bir eğitimci olarak sayısız benzeri durumla karşılaştım. Bunlardan ilk aklıma geleni anlatmak isterim.
SÜRGÜN EDİLDİM
1994 yılında Çorum Atatürk Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeniydim. Alanım gereği de öğrencilerle çok sık bir araya gelir, sohbetler eder, hayata dair paylaşımlarımız olurdu. Bir gün hiçbir gerekçe gösterilmeden ya da sonradan öğrendiğim "bilinmeyen güçlerin" isteği ile "öğrencilerle çok fazla ilgilendiğim için" Edirne’ye sürgün edildim. Edirne Meriç Kadıdondurma İlköğretim Okulu’na sürgün olarak gönderilmiştim. Gerekçesiz, savunmasız ve nedensiz. Sürgün kararının ardından yeniden Çorum’a çağrılarak hakkımda soruşturma başlatıldı. İfadem alındı. Yani tıpkı İstiklal Mahkemeleri’nde olduğu gibi "Sanığın idamına, şahitlerin bilahare dinlenmesine" karar verildi. Bakanlık tarafından özel olarak görevlendirilen bir müfettiş yeniden Ço-rum’da ifademi aldı. Ancak sonuç değişmedi. İtirazım reddedildi. Ben sürgün yemiş bir öğretmen olarak eğitim sisteminin kayıtlarına çoktan geçmiştim.
GREV ÖZGÜRLÜĞÜ GENİŞLİYOR
Anayasa’nın Grevve Lokavt Hakkı’ başlıklı 54. Maddesi’nde yapılan düzenlemeyle sendikaların grev özgürlüğü daha da genişliyor. ‘Genel eylem’ ve ‘kitlesel basın açıklaması’ adı altında Genel Grev’e giden çalışanlar bundan böyle takiye yapmak zorunda kalmayacak. Yeni dönemde grev sırasında iş yerinde oluşan zararların faturası sendikaya kesilmeyecek.
ESKi HALi
MADDE 54. Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir. Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz. Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur. Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir. Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu’nca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kurulu’na başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulu’nun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir. Yüksek Hakem Kurulu’nun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir. Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz. Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.
YENi HALi
MADDE 54. Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir. Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz. Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir. Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu’nca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kurulu’na başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulu’nun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir. Yüksek Hakem Kurulu’nun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir. Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.
HAK-İŞ Genel Başkanı Salim USLU:
ARTIK YALAN SÖYLEMEK ZORUNDA KALMAYACAĞIZ
Getirilen düzenlemeler sendikalar ve çalışanlar bakımından son derece önemli düzenlemeler. Grev esnasında işçilerin bilerek veya bilmeyerek yaptıkları kusurlardan dolayı sendikalar sorumlu tutuluyordu. Bu ortadan kalkmış durumda. En önemlisi bugüne kadar sendikalar ve sendikacılar takiye yapmak zorunda kalıyordu. ‘Genel eylem’ diyorlardı, ‘kitlesel basın açıklaması’ diyorlardı; ama yapmak istedikleri şey bal gibi de ‘genel grev’di. Şimdi Anayasa diyor ki genel eylemleri, genel grevleri bu tür şeyleri takiyeleri artık ihtiyaç duymadan yapabileceksiniz. Bunu anayasal suç olmaktan çıkartıyorum diyor. Bu çok önemli bir gelişme sendikalar bakımından.
TÜRK-İŞ Başkanı Mustafa KUMLU:
GREV ZARARINI SENDİKALAR ÖDEMEYECEK
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur" fıkrasının Anayasa metninden çıkarılmasını istemiştik. Bu talebimizin karşılandı.
"Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz" fıkrasının Anayasa metninden çıkarılmasını istemiştik. Bu talebimiz de karşılandı. Önerilerimiz arasında "aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz" hükmünün Anayasa metninden çıkarılması yer alıyordu.
Bunu AB ve ILO normlarına uygunluk açısından talep etmiştik. Bu madde değişikliği sağlandı. Sosyal devletin uygulanmasını şarta bağlayan maddenin yeniden düzenlenmesine; sendika yöneticilerine siyaset yasağı getiren maddenin kaldırılmasına; işçi memur ayrımına ilişkin tanımlamanın net yapılmasına ilişkin düzenleme taleplerimiz ise benimsenmedi. Halkın iradesi 12 Eylül’de tecelli edecektir ve buna hepimizin saygı duyma zorunluluğu vardır. TÜRK-İŞ, referandum sürecinde kendi tabanına "evet" ya da "hayır" oyu kullanması yönünde bir sınırlama getirmeyecektir. Referandumda Türk-İş topluluğunu oluşturan her bir birey, kendi özgür iradesi ile ve doğru bulduğu biçimde oyunu kullanacaktır.
Özellikle astım hastaları için tehlike oluşturan, havadaki toz ve tehlikeli partikülleri standart halılara göre 4 kat fazla yakalama ve tutma özelliğine sahip halı üretildi.
Hollanda merkezli firma tarafından üretilen ve Türkiye’de de satışa sunulmaya başlanan halılar, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra hammaddelerine ayrıştırılıp yeniden üretilebilmesiyle de çevreye katkıda bulunuyor.
Firmanın Türkiye Genel Yetkilisi Petra’nın Direktörü Ziya Başıbüyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halının, kalitesiz kapalı mekan havasından dolayı en çok riskte olan ve dünyada sayılarının 300 milyona ulaştığı tahmin edilen astım hastalarını sevindireceğini söyledi.
Astım hastaları için çevrede alerjik reaksiyona yol açabilecek veya hava yollarını tahriş edebilecek madde ve partikülleri solumanın tehlike oluşturduğunu ifade eden Başıbüyük, halının küçük boyuttaki tehlikeli partikülleri, herhangi kimyasal kullanmadan, tamamen mekanik şekilde yakalamak ve tutmak üzere tasarlandığını bildirdi.
SÜPÜRGEYE AKTARILAN TOZ ORANI YÜZDE 80 FAZLA
Halının tehlikeli partikülleri yakalayıp hareketsizleştirdiğini, potansiyel olarak zararlı ve alerji yapan bu partiküllerin yaygınlığını azalttığını belirten Başıbüyük, halının ince tozu yakalama ve tutmada sert döşemeden 10 kat, standart halıdan 4 kat daha etkili olduğunu ifade etti.
Başıbüyük, 50×50 santimetre ölçülerinde karo olarak üretilen halının, elektrikli süpürgeyle temizlenmesinde standart halıyla kıyaslandığında yakalanan ve süpürgeye aktarılabilen toz oranının ise yüzde 80 daha fazla olduğunu dile getirdi.
Halının özellikle büyük miktarda insan trafiğine sahip okul, ofis ve hastane gibi mekanlarda toz partikülleri toplama özelliği sayesinde bulaşıcı mikropların dolaşımını da engellediğini anlatan Başıbüyük, şöyle devam etti:
”Günümüz şehir hayatı ve insan sağlığı düşünüldüğünde bu halı, iç mekan hava kalitesini iyileştirmede son teknolojinin bizlere sunduğu, ileriye doğru atılan en önemli adımlardan biridir. Antibakteriyel özelliğe sahip halı, ayrıca iç mekandaki ısı kaybını da diğer zemin malzemelerine kıyasla düşürüyor. Bu yönüyle de enerji tüketimini azaltarak çevreye katkıda bulunuyor.”
Halının kullanım ömrü tamamlanıp ham maddelerine ayrıştırılmasından sonra yeniden dönüştürülmüş ham maddeler sayesinde tekrar üretilebildiğini vurgulayan Başıbüyük, ”Böylece bakir dünya kaynaklarını kullanmak yerine hali hazırda kullanılmış kaynaklar, hep aynı iş için tekrar tekrar kullanılıyor. Bu da üst düzey geri dönüşüm zinciridir ve doğal kaynakların korunması açısından son derece önemlidir” dedi.
AA
New York Times Gazetesi, okuyucuları için yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi karpuzu seçmenin püf noktalanı sıraladı:
Ağırlığını hissedin:
Karpuz, ele alındığında göründüğünden daha ağır olmalıdır. Aynı boyutta iki karpuzu elinize alıp test edebilirsiniz. Daha ağır olan daha sulu ve tatlıdır.
Altındaki iz koyu olsun:
Altındaki ize bakın. İzin koyu renklisini tercih edin. İz ne kadar koyuysa karpuz o kadar tatlı olur. İzin san renklisi, beyazından daha iyidir.
Güzel görünsün:
Parlak olmayan, üzerinde girinti çıkıntı bulunmayan ve düzgün bir yuvarlaklığa sahip bir karpuz seçin.
Kabuğundaki böcek izlerine iyi bakın:
Böcekler yeterince olgunlaşıp, kıvama gelmiş karpuzları yemeyi tercih eder. Kabuğu böcekler tarafından yenerek, hafif aşınmış karpuzu alın.
Dinleyin:
Karpuza vurduğunuzda çıkan ses tok olmalıdır. Eğer ses derinden geliyorsa. bu karpuzun yeterince olgunlaşmadığını gösterir.
BUGÜN
Geçtiğimiz günlerde muhallebicide otururken çantasını çaldıran Gülşen akıllara kapkaça maruz kalan ünlüleri getirdi. İşte soyguna uğrayan diğer yıldızlarımız…
GÜLŞEN: Geçtiğimiz günlerde Sirkeci’de bir muhallebicide oturan Gülşen, bir süre sonra çantasının yanında olmadığını fark etti. Durum polise bildirildi. Olay yerine gelen ekipler, güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Ancak Gülşen’in oturduğu masayı gören herhangi bir kamera olmadığı tespit edildi. Şikayetçi olan Gülşen, çantasında 5 bin liraya yakın TL ve döviz, 5 bin dolarlık Bvlgari marka saat, 3 bin dolarlık antika kol saati ve Mercedes’inin anahtarı olduğunu söyledi. Gülşen’in Marni marka çantasının da 4 bin dolar değerinde olduğu belirtildi.
SİBEL CAN: Çocuklarıyla birlikte geçtiğimiz aylarda Miami’ye giden Sibel Can kapkaç kurbanı oldu. Miami’deki evi için alışverişe çıkan Can’ın içinde 3 bin dolarla ev anahtarlarının bulunduğu çantasını kapan kapkaççı kayıplara karıştı. Can, "Pasaport ve kredi kartlarım montumun cebindeydi, onlar kurtuldu" dedi.
TUĞÇE KAZAZ: Ünlü manken tatil için gittiği Londra’da da içinde cep telefonu, bin Euro nakit para ve kimliğinin bulunduğu çantasını kaptırdı. Tuğçe Kazaz, İstanbul’da yaşayan ablası Seda Kazaz’a telefon açıp kendisine bir miktar para göndermesini istedi. Kazaz geçen kış da İstanbul, Beyoğlu’nda çantasını kaptırmıştı.
AYAKKABI ALDI ÇANTASI GİTTİ
HANDE SUBAŞI: Mankenlikten oyunculuğa geçen Hande Subaşı, İstanbul’a ilk geldiği yıllarda kapkaç kurbanı olduğunu açıkladı. "Bir mağazada ayakkabı denerken çantamı çaldılar. O günden beri daha temkinliyim" diye açıklama yaptı.
EDA ÖZARKAN: Kadıköy’deki bir alışveriş merkezinde dolaşan ünlü oyuncu, çantasından yankesicilik suretiyle hırsızlık yapılmaya çalışıldığını fark etti. Özerkan’ın direnmesiyle, zanlı 2 kadın olay yerinden uzaklaştı ancak çok geçmeden AVM güvenlikleri iki kadını yakalayarak polise teslim etti.
FATİH ÜREK: Bodrum’da gündüzleri villasında tatil yapan, geceleri sahneye çıkan şarkıcı Fatih Ürek, arkadaşlarıyla lokantaya gitti. Ürek’in çantası lokantada çalındı. Şarkıcının çantası ve parçalanmış cep telefonu, lokantanın yakınındaki çalılığın içinde bulundu. Çantasından 1 buçuk milyar lirası, altın kaplama otomobil anahtarı, kredi kartları ve nüfus cüzdanı çalınan Ürek hırsıza seslendi: ‘Lütfen kredi kartlarımı ve kimliğimi de at’
AYŞE HATUN ÖNAL: Ayşe Hatun Önal adeta yüzyılın olayına imza atmıştı. Taksim’in arka sokaklarından birinde kapkaç kurbanı olan Önal, olaydan 10 dakika sonra aynı hırsızlar tarafından yolu kesilmişti. Soyguncuların çantayı yere fırlatıp, "Boş çantayla gezmek sana yakışıyor mu?" diye bağırdıkları iddia edilmişti. Ünlü manken ve şarkıcı o gün evden çıkarken yanlışlıkla yedek ve boş çantasını alıp dışarıya çıkmış.
HABER: Batuhan ÖZKARDEŞLER
Malatya’nın Darende ilçesinde üretilen ve kilosu 200 TL’ye satılan kenger sakızının başta diş hastalıkları olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılırken, İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi sakızın faydalarını keşfetmek için araştırma yapacak.
Hoş kokusu ve kendine özgü tadı ile yöre insanının vazgeçilmezleri arasında yer alan kenger sakızının üretimi, Darende’de yaklaşık 300 aile tarafından yapılıyor. Bol dikenli kenger bitkisinin toprak altında kalan kısmının bıçakla çaprazlamasına kesilerek akan beyaz renkli sütün donması sonucu elde edilen sakız, katkısız ve doğal bir ürün olması nedeniyle büyük ilgi görüyor.
Diş ağrıları, diş eti rahatsızlıkları ve dişlerin beyazlatılmasında büyük etkisi olduğu belirtilen sakızın, iltihaplanan veya patlayan kulak zarının tedavisinde, safra kesesindeki taşların düşürülmesinde, mide ağrısı ve şişkinliğinde, iştah açıcı ve hazımsızlık rahatsızlıklarında, tansiyon, yüz felci ile şeker hastalarına iyi geldiğine dair halk arasında yaygın bir inanış bulunuyor.
Malatya’da kenger sakızı satan Ali İhsan Ağdağlı, bir çok rahatsızlığa iyi geldiğini öne sürerek daha çok yaşlılar ve kenger sakızını bilenler tarafından tüketildiğini belirti. Her pazartesi Darende’de kenger sakızı satışına yönelik pazar kurulduğunu anlatan Ağdağlı, günde tanesi 50 kuruştan 200 tane sakız satığını ifade ederek, kilosunun ise 200 TL’ye alıcı bulduğunu kaydetti.
Sakızı üreticilerinden Mustafa Mert ise Darende’ye bağlı Hacılar, Yazıköyü ve Çukurkaya köylerinde yılda yaklaşık 500 ton kenger sakızı üretildiğini ifade ederek, mevsim şartlarına göre eylül ayı sonuna kadar üretimin davam ettiği bilgisini verdi.
1960′lı yıllarda kimi tüccarların bölgeden satın aldıkları kenger sakızlarını, Konya, Kayseri, Çankırı, Ankara ve İstanbul’da sattıklarını aktaran Mert, köyden kente göç nedeniyle sakız üretiminin yıllar içinde düştüğüne dikkati çekti.
ÜNİVERSİTE KENGER SAKIZISIN SIRRINI KEŞFEDECEK
İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi ve Endodonti Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fuat Ahmetoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Darende ilçesinde üretilen kenger sakızının aynı adı taşıyan dikenli bitkinin köklerinden elde edilen sıvının güneşte kurutulması sonucu oluştuğunu söyledi.
Kenger sakızının ağza ilk alındığı anda sert bir yapısı olduğunu ifade eden Ahmetoğlu, ”Bu sakızın faydalarını sıralayabilmek için yumuşadıktan sonraki yapısına bakmak ve bileşimindeki anti bakteriyel özelliklerini incelemek lazım” dedi.
Kenger sakızının doğal yapısı ile adeta diş fırçası görevi gördüğünü ve dişlerin temizlenmesinde etken olduğuna dikkati çeken Ahmetoğlu, ”Ağızdaki eklemleri çalıştırdığı için belli bir süreye faydası var. Diş etlerine masaj etkisi yapıyor. Bitkisel bir ürün olan kenger sakızı ile ilgili çok yönlü bir araştırma yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.
Ahmetoğlu, kenger sakızının sert olduğu için ağza ilk alındığı anda eklemleri yorduğunu vurgulayarak, ”Dişlerdeki dolgulara zarar verebilir ya da zayıf dişi olan varsa bunları kırar. Ancak kenger sakızı doğal bir ürün. Bu yönü ile çeşitli katkı maddeleri ile yumuşatılıp endüstrileşebilir ve piyasadaki çikletler arasında yerini alabilir” görüşünü dile getirdi.
30 Bin memur adayının merakla beklediği atama sonuçları bugün açıklanacak.
Özürlü personel alımı sınav sonuçları daha önceden açıklanmıştı.Bundan sonraki aşamada özürlü personel alımına ilişkin hazırlanan kılavuzda da belirtildiği üzere sınav sonuçlarına itiraz ve bu itirazların karara bağlanması ile ilgili süreç (sınav sonuçlarının açıklanmasından itibaren 25 gün) tamamlandıktan sonra başarı listeleri oluşturularak yayınlanacaktır. Kesinleşmiş başarı listesi en yüksek puandan aşağı doğru sıralanarak oluşturulacaktır. Buna göre atamaların açıklanma tarihi 16 Ağustos 2010 Pazartesi , Saat 10:30 olarak hesaplanmaktadır.
Bu sürecin sonunda atamalar, adaylardan sınav başvuru aşamasında alınan atama tercihleri doğrultusunda puan üstünlüğüne göre ilan edilen kontenjanlar ölçüsünde yapılacaktır. Atama sonuçları http://personel.meb.gov.tr adresinden yayınlanacaktır. Atamaları yapılan adaylara ilişkin listeler aynı gün İl Millî Eğitim Müdürlüklerine elektronik ortamda gönderilecektir.
İlgililere duyurulur
Ancak Türkiye ile birlikte İngiltere, Fransa, Amerika gibi dünyada 30 farklı ülkede uygulanan dünyanın en prestijli saç ve kaş ekim tekniği artık Türkiye’de M. estetik uzmanı Dr. Ceyda Şener’in Nişantaşı’ndaki kliniğinde de uygulanıyor. Bu 40 yıllık deneyimli teknoloji saç ve kaş dökülmesi gibi problemlerin önüne geçmeyi mümkün kılıyor. Dr. Ceyda Şener saçları ya da kaşları dökülen kadın ve erkeklerin bu yöntemle çok daha doğal ve gür saçlara kavuşacağını söylüyor.
KAŞLARINIZA TEKRAR KAVUŞUN
Dünya üzerinde birçok ünlü isme uygulanan DHI No Touch Technique ile dökülen kaşlar tekrar çıkmaya başlıyor. Yaş ve hormonal nedenlerden ötürü saçları dökülen ya da azalan kadınlar, bu yöntemle çok daha doğal ve gür saçlara kavuşuyor. Yöntem kadınların kaş sorununu da ortadan kaldırıyor. Bu konuda kadınlar, çoğunlukla başvurdukları dövme yöntemine gerek kalmadan, DHI No Touch Technique ile tamamen doğal kaşlara sahip olarak yüz ifadelerini belirginleştirebiliyorlar.
ÇİM ADAM OLMAYA SON
Dr. Ceyda Şener’in kliniğinde uygulanan bu dünyaca ünlü saç ekim tekniğinde, enseden tek tek alınan saç kökleri, patentli bir cihaz yardımıyla diğer tekniklerdeki gibi demet demet değil, açıklık olan bölgelere tek tek ekiliyor. Kadın ve erkekte görülen her türlü saç dökülmesi tipi için geçerli olan bu yöntem, birçok saç ekim yönteminde sıklıkla ortaya çıkan morarma, bandaj, şişlik, yara ve ağrı gibi sorunları elimine ediyor. Operasyon çıkışı görüntü de, eski yöntemlerdeki portakal kabuğu görüntüsü değil, bir elma pürüzsüzlüğünde oluyor. Ayrıca saçlar uzadıktan sonra ‘çim adam’ görüntüsü de oluşmuyor.
ASLA DÖKÜLMÜYOR
Ekilen saç kafa derisinin arka tarafındaki saçlardan alındığı için çok sağlıklı oluyor. Çünkü kafa derisinin arka kısmında yer alan saçlar, ön kısmında yer alan saçlara oranla çok daha az dökülen, güçlü saçlardır. Hatta bu saçlar ön kısımdaki saçlara oranla çok daha geç beyazlaşıyor. Bu nedenle arkadan toplanıp da, öne ekilen saçlar sağlıklı ve güçlü saçlardır. Ayrıca, ekilen saç canlıdır, uzamaya devam ediyor ve asla dökülmüyor.
BUGÜN
Gazeteci-Yazar Mehmet Metiner, Türkiye’nin geleceği için, demokrasinin güçlenmesi ve yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanması için referandumda ‘evet’ demenin önemli olduğunu söyledi. Metiner, ‘Türkiye, bir daha 12 Eylülleri, darbeleri yaşamak istemiyorsa ‘evet ‘demelidir." dedi.
Tokat’ın Zile ilçesinde, referandum bilincinin oluşması için kurulan Anadolu Hak ve Demokrasi Platformu (HAKDEM) öncülüğünde yapılan, referandumda ‘neden evet, neden hayır’ konulu konferansa Gazeteci- Yazar Mehmet Metiner, konuşmacı olarak katıldı.
Zile Saray Sineması’nda gerçekleşen programa Tokat Milletvekili Hüseyin Gülsün, Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, belde belediye başkanları, daire amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Açılış konuşmasını yapan HAKDEM Kurucu Başkanı Av. Murat Kurnaz, herhangi bir siyasi yapılandırma içerisinde olmadan, sadece memleket hayrına gördükleri anayasa değişikliğinin daha iyi anlaşılması için böyle bir program düzenleme gerekliliği hissettiklerini söyledi.
Gazeteci Yazar Mehmet Metiner, konuşmasında, Türkiye’nin geleceği için, demokrasinin güçlenmesi ve yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanması için referandumda ‘evet’ demenin önemli olduğunu söyledi. Metiner, şöyle dedi: "Referandumda ‘evet’ demenin AK Parti’ye evet demekle bir alakası yoktur. ‘Evet’ demek, Türkiye’de vesayetin zayıflayacağına, demokratikleşmenin güçleneceğine inanmak demektir.’
Mehmet Metiner’in konuşması sırasında bir vatandaş ‘Evet’ demekle ülkenin bölüneceğini, söyleyerek protesto girişiminde bulundu. Protestocu, olay yerinde emniyet güçleri tarafından ifadesi alınması için emniyete götürüldü. Metiner, protesto karşısında referandumda ‘evet’ demekle milli birlik ve beraberliğin daha çok güçleneceğini, tek devlet, tek bayrak ve tek dil olgusunun daha da çok güçleneceğini belirtti.